Uyandım... Gün ışığının gözlerimi acıtacağından korkumdan kirpiklerimi araladım. Geriye doğru uzanırken kollarım; anlamsızca açılan ağzımla garip sesler çıkarmanın verdiği mutluluk sonucu derin bir nefes aldım. Doğrulup, salınıp duran boynumu pencereye diktim güneş yüzüme vurdu. Gülümsedim. Perdeyi araladım ... Dışarıda yapraklarından ayrılan hüzün dolu ağaçların ardından süzülen güneş, uzanan yol ve saçları uçuşan insanlar vardı. İşte dedim üşümem normal bu sene kış erken gelecek... Benim mevsimim sonbahar, bana yakında veda edecek.
İçeriden annemin sesiyle, kahve kokusunu kovaladım. Ayaklarımı kaldırmaya üşengeçliğim terliklerimi sürüklememe sebep olsa da bugün her şey güzel olacak diye cümleler geçirdim içimden inanarak... Günaydın!
Yeni aldığım şemsiyemi tüm güzelliğiyle, çiselemeye başlayan bulutlara kalkan yaptıktan sonra yarı ıslak sokaklarda yürüdüm. Rüzgâr eserken yağmur damlacıklarını tenime sürükledi. Gülümsedim. Kafamı kaldırıp daha çok ıslanmak istedim. Saçlarımı da yeni yapmıştım halbuki... Olsun gene yaparım dedim. Hem zaten kendim için yapmamış mıydım onuda … Esen rüzgara eşlik etti saçlarım. Veda eder gibiydi sonbahar bana. Dallarda olgunlaşan ayvalar, yere düşen narlar kanıtlarıydılar birer birer. Elveda güz derken, keşke elveda hüzün de diyebilsem dedim kendime, yine beni tüm kederiyle bırakıp terk ediyor sevgilim.
Sıcacık bir çay kapıp sığındığım çay bahçesinde, yeni yakılmış bir soba bulup ellerimin ayasını yaklaştırdıkça içime yayılan neşe çok anlamsız gelse de bir kez daha Gülümsedim.
Biraz sonra kapıdan gelen dostuma kocaman sarıldım. Anlaşılan anlatacakları vardı. Dinledim, bende anlattım tanıdık bir ses insana gerçekten iyi geliyordu. Bunu daha sık yapmalıyız dedim. Çantamdan fotoğraf makinemi çıkarıp sokaklardan kareler topladım. Artık elimde silahım vardı soğuk beni korkutamazdı, tüm cüretiyle sonbaharı fotoğraflara topladım. Yoldaki seyyar satıcılardan kendime bir şal beğendim boynuma doladım. Keşke dedim dostumda yanımda olsaydı şimdi ya da özlemlediğim kişi… Aceleyle çıkarken, sevdiğim şemsiyeyi unuttuğumu fark ettim. Tüh! Dedim. Aman şemsiyeye mi üzüldüm dedim kendime. Gülümsedim.
… … …
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder