Artık ciddi değişiklikler yapmalı dünyada. Ama nerden başlamalı? Ne yapmalı?
Önce gerçekleşebilir hayaller kurmalı.. sonra ancak hayal edilebilir olanları katmalı ona.. "kader" sabitine yeni değişkenler ekleyip bir güzel karıştırmalı, sonra pembeleşinceye kadar tavada karıştırdıktan sonra suyunu eklemeli.. İyice olgunlaşan hayatımızı, sevdiklerimizle paylaşıp tadını tuzunu katmalı. Dünyaya duyurup herkesi mutlu etmeyi denemeli ...
Yayılan mutluluk enerjisini Carnot çevrimine göre, Linde prosesinde hareket enerjisine çevirdikten sonra duyguların yetersiz kaldığı, mantığın ulaşmadığı kuralları kırmalı. Birinin özgürlüğü sonsuza giderken, bir diğerinin sıfıra varabileceği ihmali yapılmadan çözülmeli tüm denklemler. Ve hareket enerjisi elde etmek için herkesin daha mutlu olması gerektiği bir dünya ütopyası yaratmalı. Mecburen mutluluk, nasıl olurdu acaba ...?
Yeri geldikçe dilimizi burkan ya da yakan tatlarıyla sevmeli hayatı. Kim bilir tuzlu diye bir tat olmasaydı, tatlı bize bu kadar cazip ve lezzetli gelir miydi acaba?
Hayat, iyi kötü, acı tatlı tüm tatlarıyla anlamlı galiba. Yoksa bu denklemin sabiti hep keder de, biz mi mutluluğu değişken kılıyoruz?
Tanımak istediğim onlarca zihin, yapmak istediğim yüzlerce şey, gitmek istediğim binlerce yer, kafamda takılı milyonlarca anlamsız soru ve ben hala gerçek olan tek bir sorunun esiriyim ; Neden işsizim?
Yok yok benim tat almayayım hayattan diye dilimi kesen bir memleketim var galiba ... halbuki ben acıya razıyım ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder